Burdur Halk oyunları geçmişine bir göz atarsak, tarihsel süreç içerisinde günümüze kadar aktarılan Burdur Halk Oyunlarının doğa ve insan sevgisi, hayvan sevgisi, insanı işleyen hareket ve ezgilerden oluşarak duygu ve düşüncelerini aktardığını da gözlemlemekteyiz. Anadolu’nun hemen her yerinde gördüğümüz gibi Burdur ve çevresinde oyunlar başta düğünler olmak üzere Nişan, Sünnet, yayla şenlikleri, kutlama, tören vb. gibi vesilelerle veya çeşitli kurumlarca halk oyunlarını yaşatmak ve yaymak amacıyla düzenlenen yarışmalarda oynanmaktadır. Solmaz KARABAŞA, “Türk Halk Oyunlarının Sahada Derlenmesinde Karşılaşılan Problemler Sempozyumu”nda Türk Halk Oyunlarını, doğal ortamında sergilenen oyunlar, sahnelenen oyunlar başlığı adı altında ikiye ayırmıştır. Buna katılmamak mümkün değildir, halen doğal ortamında tespit edilemeyen ‘Bucak Zeybeği’ gibi oyunların olduğu ve sahneye taşınmadığını görmekteyiz.
Burdur Halk oyunları geçmişine bir göz atarsak, tarihsel süreç içerisinde günümüze kadar aktarılan Burdur Halk Oyunlarının doğa ve insan sevgisi, hayvan sevgisi, insanı işleyen hareket ve ezgilerden oluşarak duygu ve düşüncelerini aktardığını da gözlemlemekteyiz. Anadolu’nun hemen her yerinde gördüğümüz gibi Burdur ve çevresinde oyunlar başta düğünler olmak üzere Nişan, Sünnet, yayla şenlikleri, kutlama, tören vb. gibi vesilelerle veya çeşitli kurumlarca halk oyunlarını yaşatmak ve yaymak amacıyla düzenlenen yarışmalarda oynanmaktadır. Solmaz KARABAŞA, “Türk Halk Oyunlarının Sahada Derlenmesinde Karşılaşılan Problemler Sempozyumu”nda Türk Halk Oyunlarını, doğal ortamında sergilenen oyunlar, sahnelenen oyunlar başlığı adı altında ikiye ayırmıştır. Buna katılmamak mümkün değildir, halen doğal ortamında tespit edilemeyen ‘Bucak Zeybeği’ gibi oyunların olduğu ve sahneye taşınmadığını görmekteyiz.
Peki şuan Burdur İlçe ve Köylerinde eğlence maksatlı oynanan oyunlarımız, nasıl bizim kuşaklara aktarıldı.?
Osmanlı’da sözlü tarih ile başlayan derleme çalışmaları, 1728’de ilk matbaanın gelişi ile yazılı kaynaklara aktarılmaya çalışılmış, bu aktarımlar saray etrafı ile kısıtlı kalmıştır. Anadolu’da yaşayan kültür çeşitliliği daha çok Evliya Çelebi gibi Seyyahlar ve Orta Asya’dan sonra Ozanlık geleneğinin sonlanması ve Yeni başlayan Aşıklık geleneğinin Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Mevlana gibi halk arasında ulu ermiş, bilge kabul edilen diğer aşıklar ile Cumhuriyet yıllarına kadar devam etmiştir.
Başvurduğum kaynaklarda Resmi tarihimiz Cumhuriyetle birlikte Rıza Tevfik Bölükbaşı ile ülkemizde ‘Derleme’ çalışmalarının başladığını varsaymaktadır.
Kültür: Bir insan topluluğunun yüz yıllarca devam eden ortak yaşayışından doğan maddi ve manevi değerlerin, birikimlerin ve davranış tarzlarının bütünüdür. (Coşkun POLAT Ankara 1999) Derleme de, Bir Ulusun, Kültürel varlığını oluşturan tüm bilgilerin toplanarak gelecek nesillere ulaştırılmak üzere yayınlanarak topluma sunulmasıdır. Bu bilgiler ışığında Seyyahlar ve Aşıklar da Anadolu kültürünü günümüze aktaran insanların başında gelmektedir. Burdur ile ilgili tarihi kayıtlarımızda 1849 yılında Çelikbaş Ailesi ile Çiloğlu Ailesi arasında yaşanan Feterat İsyanı’nı Aşık Vecai günümüze aktarmıştır. Halen ülkemizde sınırlı sayıda olsa da Aşıklık geleneği devam etmektedir.
[zombify_post]


Comments 0