14 Kasım 2010’da Büyükçekmece Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde Shaman Dans Tiyatrosu’nun “7 Bölge’den 7 Tepe’ye / Doğudan Batıya” gösterisi sergilendi. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetmenliği’nin projelerinden biri olarak sergilenen gösteri yaklaşık 70-75 dakika sürdü ve 40’a yakın dansçı sahneye çıktı. 2004 yılında kurulan Shaman aynı proje kapsamında, farklı kültürlerden ve yaş gruplarından kişilere yönelik halk dansları atölye çalışmaları düzenleyip, dans, ritim ve müzik alanında eğitimler de veriyor. Kendi tabirleriyle “yerel-ulusal-evrensel geçişliliğini temel alarak, İstanbul’da yaşayan geleneksel dansların ve farklı dans disiplinlerinin harmanlandığı eserler sergiliyor”. Topluluğun dikkat çeken bir özelliği, proje kapsamında ortak çalışma yürüttüğü Lozan Mübadilleri Derneği, Şemeş Karmiel Dans Takımı, Maral Dans Topluluğu ve Bahçelievler Belediyesi THM Halk Korosu gibi gruplarla birlikte sahneye çıkacak olması. Bu gösteriler yalnızca İstanbul’un merkezindeki sahnelerde değil, Güngören, Bahçelievler, Kadıköy, Kayışdağı, Büyükçekmece gibi bölgelerde de sergileniyor.(1)
-
1 “Riverdance” çizgisi ve Türkiye’deki yansımalarıyla ilgili birkaç söz…
“Doğudan Batıya”, çeşitli dans sahnelerinin kolajından oluşan, geleneksel ve Batılı dans formlarını harmanlayan bir gösteri. Farklı bölgelerin danslarını kısmen sözlü anlatım ve gölge tiyatrosundan da faydalanarak sunan gösteride, 2000’li yıllarda egemen olmaya başlayan yeni bir dans estetiğinin hakim olduğunu söyleyebiliriz. Yani Avrupa’da Riverdance - Lord of the Dance gösterisinden ilham alarak gelişen, Türkiye’ye Sultans of the Dance (ve daha sonra Anadolu Ateşi) ile taşınan formattan (2) bahsediyoruz: geleneksel dans adımlarından beslenen kalabalık ve senkronize danslar, halk danslarının inceltilmiş, belki de “soylulaştırılmış” stilize yorumları, Batılı dansların ve akrobasinin eklektik sunumu, karşıt ritimli dansların art arda sergilenmesinden oluşan ritim düzenlemesi, evrensel temalar, orkestral düzenlemeli müzikal kayıt, ışık şovu, stilize kostümler… vd. İnsan ister istemez türün Türkiye’deki ilk temsilcisi olan Anadolu Ateşi ile karşılaştırma yapıyor. Yakınlarda Anadolu Ateşi - Evolution’ı da seyretmiş biri olarak benzerlikler kadar farklılıkların da bulunduğunu söyleyebilirim. Öncelikle iki grubun dramaturjik tercihleri arasında çok temel paradigmatik farklılıklar yok gibi görünüyor. Her ikisi de Lord of the Dance’in öncülüğünü yaptığı küresel şov formatını takip ediyor ama yaşadığımız toprakların dans kültüründen besleniyor; ayrıca evrensel temalar işliyor ve “hoşgörü” çağrısını dillendiriyor. Shaman’ın gösterisinde bütün renklerin buluşması fikri ile Mevlana’nın ünlü “ne olursan ol, yine gel” çağrısı vurgu alıyor. İlginç bir biçimde her iki gösteride de, otantik kostüm giyilen tek sahne zeybek solosuna ayrılmış. Atatürk’ün de sevdiği ve bizzat icra ettiği bilinen zeybek dansı “milli dans” mertebesine erişiyor. Seyircilerin birlik-beraberlik duygusuna seslenen gösterilerin birinde Türk bayrağı önünde toplu halay çekiliyor, diğerinde ise Atatürk’ün ünlü bir pozu beyaz fona yansıtılıyor. Tabii bu sırada bir alkış tufanı kopuyor.


Comments 0