-
3 Devamı...
Uyum içinde kaynaşarak çoğalan çok renkli bir bütüne, “içindeki renklerden de bağımsızlaşan” bir “Türkiye rengi”ne refererans veren bu örneğin bir benzeri de Shaman Dans Tiyatrosu’nun Buluşma adlı gösterisinde ortaya çıkmaktadır. Buluşma, hem farklı renk ve kültürlerin hem de gösteride hikâyesi anlatılan âşıkların buluşmasıdır. Anadolu Ateşi’nden sonra kurulan gruplar arasında varlığını bugüne dek sürdürebilen tek özel dans topluluğu olan Shaman Dans Tiyatrosu’nun bu gösterisinde de, bütün renklerin ‘beyaz’da buluşması –ya da başka bir bakışla, beyaz içinde erimesi- fikri öne çıkarmaktadır.
Gösterinin son bölümünde; farklı renklerde, uzun elbiseler giyen dansçıların çok hızlı bir jestiyle, rengârenk kostümlerin hepsi beyaza dönüşmektedir. Bu esnada kayıttan verilen replik ise şu şekildedir:
“Bir nefes kadar uzun, bir ömür kadar kısa zamanların ritmiyle, geçmişi bilen ve tanıyan, geleceği gören ve anlayan bir bilgeliğin peşinden koşar gibi şarkılar söyleyerek, “Kim olursan ol, gel” diyen bir ışığa doğru uçar gibidir dans etmek. Bütün renkler buluşur, beyaz olur...”
(http://www.shamangrup.com/?langs=tr&w=gosteriler, [14.10.2011].)
Topluluğun aynı replikleri kullandığı bir başka gösteri de, İstanbul’daki Ermeni cemaati üyeleri tarafından kurulan Maral Müzik ve Dans Topluluğu ile birlikte sergiledikleri İstanbulluys’tur. İsmini İstanbul ile Ermenicede ‘ışık’ anlamına gelen ‘luys’ sözcüklerinin birleşiminden alan bu gösteri, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetmenliği’nin projelerinden biri olarak sergilenmiştir. “Kurulduğu günden bu yana Türkiye’nin kültürel çeşitliliğini tüm dünyaya tanıtmayı hedefleyen” topluluk aynı proje çerçevesinde, Şemeş Karmiel Dans Takımı ile birlikte –yukarıda bahsi geçen- Sürgüngösterisini sahnelemiş; ayrıca Lozan Mübadilleri Derneği ile birlikte dans atölyesi de yürütmüştür.
(http://www.shamangrup.com/?langs=tr&w=hakkimizda&m=tarihce, [25.10.2011])
Devlet kurumlarının desteğiyle, İstanbul’daki yarı profesyonel[4] bir dans topluluğu ile ‘azınlık’ olarak kabul edilen cemaatlerin amatör dans topluluklarının birlikte sahne alması, 2000’li yılların dans sahnesi açısından dikkate değer bir gelişmedir. Küreselleşmeyle birlikte artı değer kazanan kültürel geleneklerin temsil imkânları genişlemekte; kimlik politikalarının yükselişiyle eş zamanlı şekilde, geçmişte baskı altına alınan kültürlerin kamusal görünürlüğü artmaktadır. Bu bağlamda, farklı kültürler arasındaki etkileşim ve alışverişi ön plana çıkaran söylemler ile üretimlerin artık ‘normalleşmiş’ olduğunu söylemek mümkündür.[5]
Kültürel Zenginliği Sahnelemek – Doç.Dr. Berna Kurt Kemaloğlu
(Bu makale, Aydın Sanat dergisinin 3. sayısında (Haziran 2016) yayımlanmıştır.)(Yazarın izniyle, http://dansyazilari.blogspot.com.tr/ adresinden alınmıştır)
İlginizi Çekebilir:
Daha Fazla: Makaleler
Halk Oyunları İcralarının Otizmli Bireylerin İletişimsel Gelişimine ve Sosyalleşme Sürecine Etkisi Üzerine Bir Deneme
Dünyada yaşamını sürdüren canlı varlıklar içerisinde en değerlisi olan insan ve onlardan teşekkül etmiş olan toplumun kendisine ait olan kültür kalıpları...
Rekreatif Bir Faaliyet Olarak Halk Oyunları Hareket / Kas İlişkisi
İNSAN VE TOPLUM BİLİMLERİ ARAŞTIRMALARI DERGİSİ Cilt: 5, Sayı: 8, 2016 Sayfa: 2817-2841
Davulun Tarihçesi
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TÜRKOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ


Comments 0